Hayatta insanı fark ettirmeden değiştiren birçok şey vardır. Para, güç, makam, mevki...

Ancak bunların içinde öyle bir zehir vardır ki etkisini yavaş yavaş gösterir. Çoğu zaman da ona kapıldığımızı fark etmeyiz bile. Ben buna “üniformanın zehri” diyorum.

Belki gerçekten dünyanın en tehlikeli zehirlerinden biridir bu. Çünkü bedeni değil, karakteri etkiler. İnsanın benliğine sinsice işler. Gün geçtikçe düşüncelerini, davranışlarını ve hatta çevresini değiştirir. Öyle ki bir gün gelir, yıllardır sizi tanıyan insanlar sizde tanıdıkları kişiden eser bulamaz.

Oysa her şey ne kadar da farklı başlamıştır...

Bir hedef uğruna çalışmışızdır. Emek vermiş, mücadele etmiş, dostluklar kurmuş, hayaller biriktirmişizdir. Gece gündüz demeden çabalarken kendimize sözler vermiş, yarınlara dair planlar yapmışızdır. Sonunda da hak ettiğimizi düşündüğümüz bir makama, bir mevkiye ya da bir koltuğa ulaşmışızdır.

Tam da o noktada, fark edilmeden başlayan bir değişim ortaya çıkar.

Üniforma giyilir.

Belki gerçek anlamda bir üniforma, belki de bir makamın görünmez üniforması... Ama sonuç çoğu zaman aynıdır. İnsan, kendisini o noktaya taşıyan yolları unutmaya başlar. Dün birlikte yürüdüğü insanları, kurduğu cümleleri, verdiği sözleri ve yaşadığı zorlukları geride bırakır.

Daha da ilginç olan şudur: O üniforma çıkarıldığında, unutulan birçok şey yeniden hatırlanır. Bir zamanlar önemsenmeyen insanlar yeniden değer kazanır. Verilen sözler akla gelir. Geçmişte yaşanan mücadeleler göz önünde canlanır.

İşte bu yüzden buna zehir diyorum.

Çünkü etkisi altındayken insana her şeyi normal gösterir. Kendisini farklı, hatta bazen daha önemli hissettirir. Oysa gerçekte değişen şey insanın değeri değil, üzerindeki üniformadır.

Unutmamamız gereken önemli bir gerçek var: Bizi biz yapan şey makamlarımız değil, karakterimizdir. Yürüdüğümüz yolları, gördüğümüz yüzleri ve verdiğimiz sözleri hatırladığımız sürece kendimiz kalabiliriz. Aksi hâlde sadece üniformanın temsil ettiği geçici gücün bir parçası oluruz.

Makamlar gelir geçer. Koltuklar değişir. Üniformalar bir gün mutlaka çıkarılır. Geriye ise insanların bizim hakkımızda hatırladığı karakterimiz kalır.

Belki de zaman zaman hepimizin yapması gereken şey budur: Üzerimizdeki görünür ya da görünmez üniformaları bir kenara bırakıp aynaya bakmak. O üniformayı giymeden önce kim olduğumuzu hatırlamak. Neleri unuttuğumuzu, hangi sözlerden uzaklaştığımızı, hangi değerleri geride bıraktığımızı sorgulamak.

Kim bilir...

Belki birkaç günlüğüne de olsa üniformanın zehrinden uzaklaşmak hepimize iyi gelir.

Zehirden uzak, sağlıklı ve güzel günler dileğiyle.