6 Eylül yaklaşırken adayların önünde artık uzun bir hazırlık süreci değil, doğru değerlendirilmesi gereken kritik bir son düzlük var.

Kamu Personeli Seçme Sınavı'na hazırlanan binlerce aday için geri sayım başladı.

Aylarca, hatta bazı adaylar için yıllarca süren hazırlık maratonunun artık sonuna geliyoruz. Kimileri bu süreci düzenli çalışarak, kimileri işinin ve günlük hayatının yanında büyük fedakârlıklarla geçirdi. Kimileri ise zaman zaman motivasyon kaybetti, çalışamadığı günler oldu, “Acaba yetişecek mi?” endişesine kapıldı.

Şimdi ise bütün adayların önünde aynı soru duruyor:

Son düzlükte ne yapmalı?

Bana göre bu sorunun cevabı oldukça net: Artık daha fazla panik değil, daha fazla strateji gerekiyor.

2026 KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu 6 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirilecek. Sınava kalan süre, sıfırdan yeni bir hazırlık maratonuna başlamak için değil; bugüne kadar öğrenilenleri sağlamlaştırmak, eksikleri kapatmak ve sınav pratiğini güçlendirmek için kullanılmalı.

Çünkü KPSS'de başarı yalnızca çok çalışmakla değil, ‘doğru zamanda doğru çalışmakla’ geliyor.

Sınava birkaç ay kala yapılan çalışma ile sınava birkaç hafta kala yapılan çalışma aynı olmamalı.

Bu dönemde adayların en büyük hatalarından biri, yetiştiremedikleri bütün konuları bir anda tamamlamaya çalışmak.

Oysa son düzlükte yapılması gereken, her şeyi yeniden öğrenmeye çalışmak değil; mevcut bilgiyi mümkün olduğunca sağlam hale getirmek.

Geçmiş yılların KPSS soruları burada önemli bir yol gösterici.

Son 10 yılın sorularını yalnızca çözmek değil, analiz etmek gerekiyor. ÖSYM'nin soru dilini, soru köklerini, çeldiricilerini ve bilgiye yaklaşım biçimini anlamak aday açısından ciddi bir avantaj sağlayabilir.

Kısacası artık soru sayısından çok, sorudan ne öğrendiğimiz önemli.

“Kaç net yaptım?” sorusundan daha önemlisi var!

Deneme sınavları bu dönemin vazgeçilmezlerinden.

Ancak deneme çözmek, sonuç kâğıdındaki net sayısına bakıp bir sonraki denemeye geçmek değildir.

Asıl çalışma, denemeden sonra başlıyor.

Yanlış yaptığınız soruların tamamını tek tek inceleyin. Daha da önemlisi, doğru yaptığınız halde emin olmadığınız soruların üzerine gidin.

Bir soruyu neden yanlış yaptınız?

Bilginiz mi eksikti?

Soruyu mu yanlış okudunuz?

Dikkat hatası mı yaptınız?

Süre baskısı mı yaşadınız?

Bu soruların cevapları, sınava kadar olan çalışma programınızın en değerli verilerini oluşturacaktır.

Çünkü her yanlış, aslında size bir sonraki sınavda yapmamanız gereken bir hatayı gösteriyor.

KPSS'nin belki de en dikkat çekici taraflarından biri, adaylar arasındaki küçük net farklarının hedeflenen kadro açısından büyük sonuçlar doğurabilmesi.

Bu nedenle sadece kolay ve orta düzey soruları çözmek değil, seçici sorular üzerinde de çalışmak gerekiyor.

Her sınavda adayların tamamının zorlanabileceği, sıralamayı değiştirebilecek nitelikte sorularla karşılaşmak mümkün.

İşte bu noktada fark ortaya çıkıyor.

Herkesin yaptığı netlerin üzerine birkaç doğru daha ekleyebilmek, hedeflenen puana ulaşma açısından kritik olabilir.

Bu nedenle son dönemde kısa notlar, özetler, sık yapılan hatalar ve önemli konu başlıkları yeniden gözden geçirilmeli.

KPSS'ye hazırlanan bir adayın yalnızca “yüksek puan almak istiyorum” demesi yeterli değil.

Hangi kurum? Hangi kadro? Kaç puan? Kaç net?

Bu soruların cevapları mümkün olduğunca netleştirilmeli.

Hedeflenen kadro veya kurumun geçmiş yıllardaki taban puanları incelenerek gerçekçi bir hedef oluşturulabilir.

Bu yalnızca motivasyon açısından değil, çalışma stratejisi açısından da önemli.

Çünkü 70 puan hedefleyen bir adayla 85-90 puan hedefleyen adayın çalışma biçimi aynı olmayacaktır.

Sınava yaklaştığımız bugünlerde adaylara özellikle bir önerim var:

Denemeleri mümkün olduğunca sınav saatlerine yakın zamanlarda çözün.

Masaya oturun, kronometrenizi çalıştırın, optik form kullanın ve sınav süresi boyunca gerçek sınavdaymış gibi hareket edin.

Mümkünse masadan kalkmayın.

Telefonu kapatın.

Mola vermeyin.

Çünkü sınav günü ilk kez yaşayacağınız bir ortamı mümkün olduğunca önceden deneyimlemek, sınav psikolojisini yönetmek açısından önemli.

Özellikle paragraf sorularında kronometre kullanarak yapılan çalışmalar, zaman yönetimi açısından faydalı olabilir.

Sınav artık sadece bilgi yarışması değil; bilgi, hız, dikkat ve zaman yönetiminin birlikte sınandığı bir süreç.

KPSS hazırlığında sıkça yapılan bir başka hata da günlük çalışma saatlerini bir başarı ölçüsü haline getirmek.

“Bugün 10 saat çalıştım.”

Peki bunun kaç saati gerçekten verimliydi?

Günde 10 saat çalışıp birkaç gün sonra tamamen tükenmek yerine, her gün düzenli 4-6 saat çalışmak çok daha sağlıklı bir çalışma düzeni oluşturabilir.

Sınava yaklaşılan bu son dönemde, kişinin kapasitesine göre çalışma süresini 7-8 saate çıkarması mümkün.

Ancak burada temel kriter hâlâ aynı:

Çalışma süresi değil, çalışma kalitesi.

Özellikle bir işte çalışırken KPSS'ye hazırlanan adayların işi daha zor. Günün yorgunluğu, ulaşım, aile sorumlulukları ve sosyal hayatın arasında ders çalışmak ciddi bir özveri istiyor.

Fakat son düzlükte yapılacak küçük fedakârlıklar, hedefe ulaşma yolunda büyük anlam taşıyabilir.

Bazen adaylar daha fazla soru çözmenin daha fazla başarı getireceğini düşünüyor.

Oysa zihinsel yorgunluk arttıkça dikkat dağınıklığı, okuma hataları ve zaman kaybı da artabiliyor.

Bu nedenle kaliteli uyku, dengeli beslenme ve kısa yürüyüşler sınav hazırlığının dışında değil, tam tersine sınav hazırlığının bir parçası olarak görülmeli.

Aylar süren bu maratonda inişler ve çıkışlar yaşamak normal.

Bir gün verimli çalışamadınız diye bütün hazırlığınızın boşa gittiğini düşünmeyin.

Ertesi gün yeniden başlayın.

Çünkü KPSS'de de hayatta olduğu gibi istikrar, çoğu zaman motivasyondan daha güçlüdür.

Ve artık söz adayda…

Bundan sonra yapılacaklar aslında belli.

Eksikleri tespit etmek.

Yanlışları analiz etmek.

Çıkmış soruları yeniden çözmek.

Deneme sayısını ve kalitesini artırmak.

Zaman yönetimini geliştirmek.

Ve en önemlisi, vazgeçmemek.

KPSS önemli bir sınav.

Birçok aday için atanmak, ekonomik bağımsızlık, mesleki gelecek ve yıllardır kurulan hayaller anlamına geliyor.

Fakat hayatın tamamını tek bir sınava bağlamak da doğru değil.

Elbette bu sınavı kazanmak için elimizden geleni yapacağız.

Çalışacağız.

Ter dökeceğiz.

Bazen yorulacağız.

Bazen “Olmayacak galiba” diyeceğiz.

Ama yine masanın başına oturacağız.

Çünkü artık son virajdayız.

6 Eylül'de sınav salonuna girdiğinizde geriye yalnızca bildikleriniz değil, bu süreçte gösterdiğiniz mücadele de kalacak.

Unutmayın:

Yarışlar bazen ilk kilometrelerde değil, son metrelere gelindiğinde kazanılır.

KPSS'ye hazırlanan bütün adaylara son düzlükte sabır, güç ve başarı diliyorum.

Umarım verdiğiniz emeğin karşılığını alır, hedeflediğiniz puana ve kadroya ulaşırsınız.

Kaleminiz doğruyu, zihniniz bildiğini göstersin. Yolunuz açık olsun.